şu an gerçekten epey sıkıldım ve yapacak bir şey bulamadığım için ne yazacağımı bilmeden yeni bir post'a başladım, hayırlısı. hadi dünden bahsedeyim bari, dün sabah cem'in facebook'a koyduğu event sayesinde hatırladımki dün geceki B yüzü programı'nda benim ikinci grup olan (cem'in de bass çaldığı) Orchestra Volatile konukmuş. vayy dedim hoşuma gitti biraz, zira açık radyo'nun içini seviyorum. çok o 80 sonu 90 başı "fütüristik" bakış açısıyla tasarlanmış içersi zamanında.
80 sonu 90 başı fütüristik kafaları seviyorum, bak işte geldi o "future", sen geleceği gördüğünü zannedeli 20 yıl oldu, senin öngörünle alakası yok ortamların. akm'yi de severim o yüzden. o da aynı estetikte bir yer. neyse..
dün cem aradı, 9'a kadar arkaoda'da çalıyormuş. dedi "9'da gel yemek yiyelim karşıya geçelim", iyi dedim. gittim. kimyon'dan daha sonra pişman olacağımız miktarda gereksiz dürüm yedik. ben arada acı biber de gömdüm, ama mesela şu an sıçıyorum ayıptır söylemesi, ve o biberlerin acısı çıkmadı. ya pasifize ettim onları, ya da akşam patlicak.
allah kapı, annem geldi. wc'den çıkayım da devam edeyim.
...
evet. annemin sabah kursa gittiği günlerde uyanmayı sevmiyorum. uyanamıyorum çünkü. annemin beni uyandırmasına gereksiz alışmışım. bi de yaş ilerledikçe daha zor uyanıyorum. eskiden 1 saat bile uyusam, sanki gurur yaparmışcasına, annem gelip "oğlum kalk" dediğinde ZINK diye kalkardım. ve gerçekten gözümü 1 saniye ovuşturduktan sonra hiç uykum kalmazdı. son yıllarda annem beni kaldırmaya 5'er dakikalık periyodlarla en az 4 kere geliyor. sonunda kalkabildiğimde banyodaki işlemler sonrasında bile kahvaltıya zombi gibi oturuyorum.
annem, babamın ankara'da olduğu zamanlarda benle beraber "ufak" yemek aktiviteleri yapmayı seviyor galiba. geçen gün burger lounge'a gittik mesela bizim burda yeni açılan, fena değildi. dükkan burger'e yakın olan fiyatı ama belki çok yakın olmayan lezzeti yüzünden tekrar tercih edilir mi bilmiyorum orası ayrı da, kömürde pişen ekmeksiz yağsız düz köfte güzel oluyor. isli misli. ama yine de JUMBO BURGER FOREVER. daha iyi bir hamburger'in dünyada olduğuna/olabileceğine hala inanmıyorum, inanmayacağım. ANA YEMEK sıfatını kütür kütür hakediyor. neyse paragrafın başına dönersek, annem "kızılkayalar'a gidelim mi senle yürüyüp" dedi, "olur" dedim. sizin veya benim gibi gençler için sıradan olan "kızılkayalar" annem için "değişiklik" olduğu için kabul ediyorum genelde bu tarz teklifleri. üstelik annem ödüyor eheh.
bi de bazen bilgisayardan, müzikten, okuldan, aşktan, meşkten, arkadaşlardan, oyundan, alkolden falan büyük bir kopuş yaşamamı sağlayabiliyor annemle ufak bir cadde yürüyüşü. o kadar boş oluyo ki kafam, o kadın kıyafetli erkek japon bassçı'yı izleyince kafam nasıl bomboş oluyorsa annemle cadde'ye çıkınca da öyle oluyor. bazen böyle nefes boşluklarına ihtiyacım var resmen. hayvan kadar saçlı sakallı adamım, ama annemle caddeye çıkınca (tavır veya ruhsal olarak değil) kafa rahatlığı olarak 4-5 yaşıma dönüyorum. SANKİ parantezi içinde şunları hissediyorum;
daha ilkokula bile başlamamışım, sorumluluğum yok, ödev falan bi sik yok yapmam gereken. ödev ne onu bilmiyorum hatta. en ufak bi derdim yok. "eve gitsem de he-man'lerle gi joe'ların arasında futbol maçı yaptırsam" derdim bile yok. annem "şuraya gidicez" diyor gidiyorum, hiç şikayet etmiyorum. yapıcak daha iyi ne var ki? günler benim için fazlasıyla uzun zaten. annem falan hep "küçükken burç çok yaramazdı" diyor ama ben hiç öyle hatırlamıyorum. bişey kırıp dökmedim yani hiç. belki sadece 1 vazo, bir ya! ama huzursuz bi çocuk olabilirim belki. bilemiyorum. bi de şunu söyleyeyim, yuvadan ilkokul'un sonuna kadar NET her öğlen DÖNER yedim. ister inanın ister inanmayın. anneme sorun. NET. serander diye dönerci vardı, plaj yolu'nda, çok iyiydi döneri. yıllarca tadı değişmedi. sanırım 2 sene önce kapandı. tadı hiç değişmiyordu lan. hislendim biraz şimdi.
annem 5. kezdir "hadi oğlum" çekiyor bana, çocukluk anısına kitlendik vakit geçti. neyse yukardaki kadar düz bir kafaya giriyorum annem'le cadde'ye çıkınca. bi de seviyorum annemle yürürken dışardan gözüken halimizi hayal etmeyi. zebellah gibi adam abuk subuk favorili (bi de şimdi bıyıklı) küpeli, genç irisi, uzun saçlı falan. yanında da ufak temiz yüzlü bi kadın.
neyse benim giyinmem lazım.
edit: kızılkayalar'a giderken son anda karar değiştirip barış büfe'de döner yedik, ki bu gerçekten beni 3 yaşıma TAM döndürdü. oley.